Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

rahimdeki küçülmeyen kist nedir www.haber-sitem.blogspot.com

13 Ağustos 2010 Cuma

rahimdeki küçülmeyen kist nedir 
www.haber-sitem.blogspot.com

Rahimdeki kist küçülmüyor, ameliyat şart mı?

Rahimde 6 aydır kist var. Bunun için Diane 35 kullanıyorum. Hiç küçülme olmadı. Son ilacımı alıyorum. Bu ay küçülme olmazsa doktorum kapalı ameliyat olmam gerektiğini söylemişti. Bu kapalı ameliyat nedir, nasıl yapılır? Bu ameliyattan sonra çocuğum olur mu?
CEVAP Kapalı ameliyat, karın cildine açılan bir santimlik 3 delikten sokulan aletlerle yapılan ameliyattır. Bu tip cerrahiye endoskopik cerrahi denilmektedir. Karna önce gaz verilerek şişirilir ve sonra bir ışık kaynağı ile iki tane de ameliyat yapmak için kullanılan alet karın içine sokulur. Bu şekilde karın içi net olarak bir ekranda görüntülenebilir. Yumurtalıktaki kist karına sokulan ince aletler yardımı ile ekranda görülerek kesilir. Bir torba içine alınıp o torba içinde kistin içi boşaltılarak deliklerden dışarı çıkarılabilecek şekle getirilir. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Giderek kullanımı artmaktadır.
Hâlâ adet görmedim, neden?
13.5 yaşında bir genç kızım. Sorunum hâlâ adet görmemek. Benim yaşıtlarımın çoğu adet gördü. Bu durum beni psikolojik olarak etkiliyor. Annem genetik olduğunu iddia ediyor. Ama ben çok üzülüyorum. İleride çocuk sahibi olamayacak mıyım?
CEVAP Anneniz haklı da olabilir. İlk adet yaşı güney ülkelerde 9-10 yaşına kadar düşerken kuzey ülkelerinde 16-17’ye çıkabiliyor. Benim tavsiyem bir kadın doğum uzmanına muayene olmanız. Adet olmamanın genetik dışında da pek çok nedeni vardır. Hormonal nedenler, yapısal nedenler (Rahmin, yumurtalıkların gelişmemiş olması, kızlık zarının tam kapalı olması) ve kromozomal nedenler akla ilk gelenler. Zaten bu yaştaki her genç kız Avrupa ve Amerika’da (daha doğrusu gelişmiş ülkelerin hepsinde) mutlaka bir kadın doğum muayenesinden geçiyor. Bence ihmal etmeyin. Sevgiler.
Adet sırasında çektiğim ağrılar kesildi ama akıntı başladı
24 yaşındayım, 2 yaşında bir çocuğum var. Doğumdan sonra adetim çok ağrılı geçiyordu. Hastaneye gidip iğne yaptırıyordum. Bir kadın doğum doktoruna gittim ve bana ağrı kesici ile doğum kontrol hapı verdi. Yaklaşık iki aydır ilaçlarımı düzenli kullanıyorum ama sarı renkli, kokulu kaşıntılı bir akıntı başladı. Hiç kesilmiyor. Eşimle ilişkiye girmiyoruz. Bazen rahim bölgemde yaralar çıkıyor. Şimdi adet sırasında çektiğim ağrılarım yok ama akıntı hiç kesilmiyor.
CEVAP Sancılı adet için doktorunuzun verdiği doğum kontrol hapı bu sancıların azalması hatta geçmesi için çoğu kere yeterlidir. Başlangıçta kullanmanız için verdiği ağrı kesici hap ise ancak gerekli olursa kullanılmalı. Bahsettiğiniz akıntı şikayetinin bu ilaçlarla bir ilişkisinin olduğunu sanmıyorum. Herhalde bir enfeksiyon söz konusu. Bunun için tekrar doktorunuza başvurursanız gerekli testleri yapar ve uygun ilaçları size verir.
Gebelik sırasında ilk 4 hafta önemli. Çünkü bu dönemde annenin aldığı zararlı madde bebeği de etkilerse o gebelik sona erer. Eğer hamilelik devam ediyorsa büyük olasılıkla bebek etkilenmemiştir. Buna da hep veya hiç kanunu denir.
Smear testi yaptırmaktan korkuyorum
28 yaşındayım. Rahimde ağrı hissettiğim için doktora gitmiştim. Doktor bana smear testi uygulamıştı. Test sonucunda herhangi bir bulguya rastlamamıştı. Ancak son zamanlarda rahim ağzı kanserinden pek çok kadının hayatını kaybettiğini okudum. Daha önce doktorun yaptığı test sırasında çok acı çektiğim için test yaptırmaktan korkuyorum. Smear testi yapılmadan rahim ağzı kanseri testi yapan bir cihaz olduğunu okudum. Haberde cihazın 2 dakika içerisinde sonuç verdiği yazıyordu. Bu cihazla yapılan test sizce güvenilir mi? Bu cihazla test yaptırabilir miyim?
CEVAP Smear testi yapılması kesinlikle acı veren bir olay değildir ve 5-10 saniyelik bir iştir. Kesinlikle korkmanıza gerek yok gidip testinizi yaptırın. Bugün için rahim ağzı kanseri taraması için dünyada smear testinden daha kolay, ucuz ve güvenilir başka bir test yok. Her sene bu testi yaptırmanızı içtenlikle tavsiye ediyorum. Dünyada çok kullanılan bu smear testinin yerini tutabilecek pek çok metod zaman zaman gündeme gelmektedir. Ama bunların hiçbiri henüz smear testinin yerini dolduramamıştır. Siz doktor kontrollerine ve smear aldırmaya devam edin.
Bebeğim radyasyondan ne kadar etkilenmiştir?
37 yaşında, 2 çocuk annesiyim. Bir hastanede ortopedi bölümünde hemşire olarak çalışıyorum. Çalıştığım yerde skopi cihazı sık olarak kullanılıyor. Adetim 3 gün geciktiği için kan verip test yaptırdım. Ultrasonda 5 haftalık gebe olduğum görünüyor. Acaba skopi cihazının yaydığı radyasyon bebeğe ne gibi bir zarar vermiştir? Aldırmam gerekir mi? Eğer bebeği doğurursam engelli olma ihtimali var mı?
CEVAP Hemşire hanım, sorunuzu cevaplamak zor. Çünkü sizin ne kadar ışın aldığınızı bilmiyoruz ve sanırım bilemeyeceğiz de. Röntgen ışınlarının bebek üzerindeki kötü etkisini biliyorsunuz. Alınan ışın miktarı belirli seviyenin üzerine çıkması bebekte çeşitli bozuklukların görülme oranını artırıyor. Sizin için kesin olmayacak ama gebe kaldığınızdan itibaren günde kaç skopi çekildi ve siz bu çekimlerde ne kadar yakındaydınız gibi tahmini bir hesap çıkarıp hastanenin radyoloji uzmanı ile görüşmeniz belki yol gösterici olabilir. Şunu da ilave etmeliyim, gebeliğin ilk 4 haftasında anneyi etkileyen zararlı bir madde çocuğu da etkilemişse o gebelik devam etmez yani bebek düşer. Buna hep veya hiç kanunu deniyor. Gebelik devam ediyorsa çok büyük olasılıkla bebeğin o zararlı maddeden etkilenmediğini söyleyebiliriz.
Dünya üzerindeki pek çok kadın vajinal akıntı şikayetiyle kadın doğum uzmanlarına başvuruyor. Bu durum öyle çok abartılacak bir şey değil, tedavisi var. Ancak doğru ilacı bulmak ve gerektiği kadar tedaviyi uygulamak önem taşıyor.
Siğiller hiç geçmiyor sürekli çıkıyor
10 yıl önce Papylloma adlı bir virüs çıktı. Özellikle sıkıntılı ve stresli olduğum dönemlerde çıkıyor. Doktor “Vücuduna bir kere yerleşti, üzüntü ve sıkıntı bu şekilde kendini dışarı vuruyor” dedi. Hayatım boyunca çıkacağını da belirtti. Koterle yakıldı. Ben bu virüsten kurtulamayacak mıyım? Hiç zararı yok mu? Ya da iyileşmesi için krem kullanabilir miyim? Ne yapmam gerekiyor?
CEVAP Sizin de belirttiğiniz gibi dış genital organlarda siğil tarzında oluşumları yapan HPV virüsüdür. Bunun yüzden fazla tipi var ama bunların içinde bazıları (Düşük riskli grup) siğilleri oluştururken bazıları da rahim ağzı kanserine neden olabiliyor. Bunun tedavisinin mutlaka bir doktor kontrolünde yapılması gerekir. Ayrıca tedaviden sonra bu virüsten korunmak çok önemli. Virüsten korunmak için prezervatif kullanmak şart (Bu dahi korunmak için yüzde 100 yeterli olmayabiliyor). Mevcut siğillerin elektrokoter ile yakılması ve bazı kremlerin kullanılması (Antivirütik ve kemoterapatik ilaçlarla) ile tedavi sağlanabilir. Hastalığın tekrarlaması sizin de yeterli ölçüde kendinize özen göstermediğinizi gösterir. Bu konuda doktorunuzla görüşün.
Hamileyim, doktorum antibiyotik verdi kullanayım mı?
2 aylık hamileyim ve idrar yollarımda iltihap çıktı. Doktorum bir antibiyotik verdi. Sizce kullanmamın bir sakıncası var mı?
CEVAP Bu ilaç için gebelerde yapılmış geniş bir çalışma yok. Size ya da bebeğinize zararlı olacağını sanmıyorum ama doktorunuzla konuşun. Kullanılabilecek daha emin ilaçlar var.
Korunmamamıza rağmen çocuğumuz olmuyor, neden?
33 yaşında, evli ve 2 kız çocuğu olan bir kadınım. En küçük kızım 9 yaşında. Yaklaşık 2 yıldır korunmamamıza rağmen çocuğumuz olmuyor. Benim bildiğim herhangi bir hastalığımız yok ama hipotiroidim var. Ancak bebeğimin olmasına engel olur diye ilaç kullanmıyorum. Şu an tek isteğimiz çocuğumuzun olması. Bu konuda ne yapabiliriz?
CEVAP Sevgili okuyucumuz, vücudumuzda hormon salgılayan tüm bezler birbiri ile ilgilidir ve birbirinin çalışmasını etkileyebilir. Sizde gebeliğin olmayışının nedenini kesin bilemem. Ama tiroid bezinin fonksiyon bozuklukları pek çok şeyi, bu arada yumurtalıkları da etkileyerek gebe kalmamanıza neden olabilir. Doktorunuza başvurun. Gebe kalabilmek için hormonların normal çalışması lazım. Ayrıca gebe kalamamanıza neden olan belki başka problemler vardır.

böcek ısırması kaşıntılarına son

30 Haziran 2010 Çarşamba

Bu resmin birilerini mest ettiğine eminim :)
Bu resmin birilerini mest ettiğine eminim :)
Güneşin bizi kavurmaya devam ettiği bu günlerde yazlık beldelere hücum edip kendini kurtarabilen kesimin (hayat zorlukları dışında) en büyük dertlerinden biridir sivrisinekler. Onların gece yatarken kulağınızın dibinde vızıldaması mı daha sinir bozucu dersiniz, yoksa onlardan kurtulmak için harcanan onca emek ve paramı?(bkz yazı sonu notu)
Kullanım...
Kullanım...
Üstünüze konup sizi "Hüp!" diye içine çekmekten pek bir keyif alan bu canlıları ani bir refleksle üzerinize dekoratif bir şekle büründürmeniz dahi onlardan tam anlamıyla kurtulmanız için yeterli değildir. İçi dışına bir şekle girmiş bir sivrisinek dahi sizi etkileriyle delirtmeye devam eder. Isırılan yer kızarır, şişer ve kaşınır. Kaşındıkça da daha çok...
Ürün usb portu yoluylada çalışabilmekte...
Ürün usb portu yoluylada çalışabilmekte...
Yaşayanlar ve de normalden biraz daha hassas bir cilt yapısına sahip olanlar bilirler. Bu inanılmaz derece rahatsız edici bir durumdur. Çeşitli koca karı ilaçlarının etkili olduğu söylense de bende bugüne kadar hiçbirinin bir işe yaramaması beni değişik çözümler aramaya sevk etti. Bu sayede USB Itch Remover'ı keşfettim.
Aslında giriş yazımdan bu ürünün sadece sivrisinekler için etkili olduğu düşünülebilir ama USB Itch Remover sivrisinek dışında arı, pire, bit ve bunlar gibi böceklerin sokmalarına karşıda etkili olduğu iddia edilen bir ürün. Bilgisayarınızın USB portundan çalışabilen ya da dört adet AAA pille çalışan ürünümüz ısırılan-sokulan noktanın üzerine tutulduğu zaman oradaki kaşınma, yanma gibi etkilerin saniyeler içerisinde yok olmasına yardım ediyor.
Kullanımı son derece basit ve kısa...
Kullanımı son derece basit ve kısa...
Hemde bunu sokulan noktada oluşan insan sağlığına tehdit oluşturan bakteri ve virüsleri hiçbir kimyasal veya toksin madde kullanmadan öldürerek yapıyor. Ayrıca sokulma-ısırılma sonrası kızarıklık ve şişkinliklerinde oluşmasını engelliyor. Hiçbir yan etkisi bulunmadığı ve tüm cilt tiplerine uyumlu olduğu da belirtilen ürünümüz ayrıca taşınabilir boyutlarıyla daha bir yararlı hale geliyor.
Usb ya da pil ile çalışma seçim sizin...
Usb ya da pil ile çalışma seçim sizin...
13.3 x 4.5 x 5.5 cm boyutlara sahip ve 60 gr ağırlığı olan USB Itch Remover ın kutu içeriği elbette ki cihazımız USB kablosu ve kullanım kitabıyla geliyor. Bu adresten de 15$ a alındığı zamansa size hatır hatır kaşınmasız yaz geceleri vaad ediyor..
Yazı sonu notu : Bir dipnot olarak belirtmek istiyorum ki sizi sadece dişi sivrisinekler ( demekki bu canlılarda da karşı cins kanımızı emiyor ) ısırır. Bu dişi sivrisineklerin ısıranları sizi karnını doyurmak için değil çocuklarını doğurabilmek için yapar. Yani sizi ısıranlar sadece hamile olanlardır. Buda demektir ki her sivrisinek öldürüşünüzde çocuklu sahibi olacak hamile bir anneyi öldürmüş olursunuz. Bilmeyen arkadaşlar için bu bilgiyi vererek sizi vicdanınızla baş başa bırakıyor ve yaptığım bu hainlik için garip bir zevk duyuyorum
www.haber-sitem.blogspot.com

Çocuğunuz zehirlenirse ne yapmalı haber sitem

24 Haziran 2010 Perşembe

haber sitem
Ebeveynlere çocuklarda zehirlenme riskini en aza indirecek bilgiler vermek ve beklenmedik bir zehirlenme ile nasıl baş edebileceklerini öğretmek amacıyla hazırlanan kitapta, bu tip durumlarda ebeveynlerin yaşadığı panikle kulaktan dolma yanlış bilgileri uyguladıkları belirtildi.
Böyle durumlarda ailelerin çocuklarına zehirlenmeden daha çok zarar verebildiğine işaret edilen kitapta, ilaçların doğru şekilde kullanılmamasının ve küçük çocuklarda tek bir tabletin bile ciddi zehirlenmelere neden olabileceği ifade edildi.
Kitapta, bu tip zehirlenmelerin gözetim eksikliği ve çocuğun merakı sonucu yaşandığı belirtilerek, önlemek için de zehirleyici maddelerin orijinal kaplarında, yüksekte, kapalı, mümkünse kilitli bir yerde saklaması önerildi.
Çocuklar zehirlendiğinde öncelikle panik yapmadan zehirlenme etkeninin çocuktan uzaklaştırılması, çocuğun ağzında çiğnenmemiş tablet varsa kusturmamak koşuluyla çıkarılması gerektiği anlatılan kitapta, en uygun müdahale için çocuğun bilinci yerindeyse zehir danışma merkezinin aranması, bilinci açık değilse en kısa sürede acil servise götürülmesi gerektiği vurgulandı.
Yakıcı madde içen çocuğun kusturulmaması istenilen kitapta, "Kusturma, yemek borusunu iki kez yakıcı maddelere maruz bıraktığı için uygulanmamalıdır" denildi.
Her ilacın çocuklarda tehlikeli bulgular oluşturabileceği, maddenin ne olduğu ve alınan dozajın bilinmesinin tedaviye yarar sağlayacağı belirtildi.
Zehirli bitkileri yiyen ya da onlara temas eden çocuklarda mide bulantısı, ağızda kuruluk, göz bebeklerinde büyüme gibi belirtilerin ortaya
çıktığı anlatılan kitapta, bu gibi durumlarda zehir danışma merkezinin aranması ya da doğrudan hastaneye başvurulması istendi.
Kitapta, hayvan ısırmalarına ve sokmalarına karşı, ısırık yerini yukarıdan bağlama, kesme, emme, tükürme gibi işlemlerin bir yararı olmadığı, ayrıca bu tür uygulamaların doku hasarı yapabileceği vurgulandı.
Kitapta, zehirli olmayan ya da ihmal edilebilir zehirlenme riski taşıyan tebeşir, kil, antibiyotik, boya kalemi, boğaz pastili, oyun hamuru, parıltılı oyuncaklar ve benzeri maddelerin, göz ve deri reaksiyonlarına, mide- bağırsak sistemi rahatsızlıklarına neden olabileceği kaydedildi.

En besleyici içeçek sütmüş http://haber-sitem.blogspot.com/

23 Haziran 2010 Çarşamba

http://haber-sitem.blogspot.com/

Süt, bebekliğimizden itibaren tüketmeye başladığımız en önemli içeceklerden biri.
Dr. Muzaffer Kuşhan'la Diyet

Çocukluktan itibaren yeterli miktarda içildiği zaman, kemiklerin gelişimi ve ileriki yaşlarda da kemiklerin erimesini önleyerek sağlığımızı korumamıza yardım eder.

SÜTÜN YARARLARI

Kemiklerin gelişimini sağlar.
Kemik erimesi ve diş eti hastalıklarına iyi gelir
Mikrobik enfeksiyonlara vücudu korur
Sinir sistemini rahatlatır
Günde yarım litre süt içen çocuklarda bir tür kemik hastalığı olan "raşitizm"i önler
Diş çürüklerini önler
Tansiyonu düşürür
Kanserin önlenmesine yardımcı olur

Duruşunuzla Etkileyin http://haber-sitem.blogspot.com/

http://haber-sitem.blogspot.com/

Bir boy aynası alın ve yandan duruşunuza bakın…..
Omurga Duruşu

Resmimizde A’dan E’ye kadar 5 duruş şeklini var. Her bir postürün omurgasına dikkat edelim. Ortadaki çizgiyi temel aldığımızda
 
 
 
 
A şeklindeki postür bizim ideal duruşumuz.
 
Şekil B
 
Halk arasında kambur olarak bildiğimiz ki fos şekline sahip bir duruş. Bu duruş genelde sürekli işi masa başında bilgisayar başında oturanların zamanla aldığı yanlış bir duruş.
 
Şekil C
 
Asker duruşu olarak adlandırdığımız bir duruş görüyoruz her ne kadar dik ve doğru duruş gibi görünse de aslında omurganın düz duruşu gelecek şoklara karşı hazırlıksız ve omurganın ideal duruşundan uzakta. Kaslar kısa, esnek olmayan bir beden ve omurga.
 
Şekil D
 
Omurganın alt kısmına dikkat edelim. Halk arasında bel çukuru olan lordos duruşuna sahip bir postür sakatlanmaya elverişli bir omurga görüyoruz. Burada neredeyse tüm ağırlığı bel taşıyor.
 
Şekil E
 
Bu sefer çizgimizin arkasına doğru kayan bir omurga görüyoruz, bu duruş ise genelde işi sürekli ayakta olan kişilerin aldığı duruş.
 
Hangi duruşa sahip olursak olalım omurga ve beden birbirini destekleyerek bizi ayakta tutmaya çalışır. Yanlış duruşa sahip bir beden sürekli denge sağlamaya çalışır. Bu da zamanla vücudumuzda bazı kasların uzayıp bazı kasların ise kısalmasına sebep olur. Bu nedenle egzersizlerimizi çeşitlendirip karın egzersizlerin yanında sırt egzersizlerine de mutlaka yer vermeliyiz
 
Hazırlayan : Sezcan DERİN

Sedefe karşı şifa bahçesinden notlar http://haber-sitem.blogspot.com/

http://haber-sitem.blogspot.com/

Ciltte erozyonlar, artan kırmızılıklar, küçük yaralar ve çatlaklarla kedini belli eden bu rahatsızlıklara karşı, doğada büyüyen bitkiler, içinde çare taşıyor. 'Tamamlayıcı tedavi' olarak evde bakım yoluyla edilen mücadeleden iyi sonuçlar almak mümkün.

Ciltte erozyonlar, artan kırmızılıklar, küçük yaralar ve çatlaklarla kedini belli eden bu rahatsızlıklara karşı, doğada büyüyen bitkiler, içinde çare taşıyor. 'Tamamlayıcı tedavi' olarak evde bakım yoluyla edilen mücadeleden iyi sonuçlar almak mümkün. Kullanılan bazı şifalı bitkilerle, süreç içinde deri bozuklukları ortadan kalkarak normalleşiyor. Herbalist Tarkan Güveloğlu, deri sorunlarına karşı şifa bahçesinden bazı notlar aktarıyor.
Bitkilerin yara iyileştirici etkileri olduğu eskiden bu yana biliniyor. Aynı zamanda egzama ve sedef gibi hastalıklarda da önemli etkileri bulunuyor. Deride artan kırmızılıklar, küçük yaralar, çatlaklar ve erozyonlarla kendini belli eden egzamanın iyileşmesini bazı bitki özleri teşvik ediyor. Hassas ciltlerde ve alerjiye yatkın olan kişilerde de görülen egzamanın bakımı için doğanın nimeti olan bitkiler, bu etkiyi taşıyor. Tamamlayıcı tedavi olarak düzenli olarak kullanılırsa, süreç içinde deri bozuklukları ortadan kalkarak normalleşiyor.
Sedefe karşı size şifa bahçesinden bazı notlar aktarmak istiyorum:
Egzamalı ve sedefli insanların çevresindeki insanlarla ilişkileri bu hastalıktan dolayı azalıyor. Oysa içe kapanma ile geçen günlerini doğadan yardım alarak geçirseler, şifalı bitki çözümleriyle biraz bile ilgilenseler, faydalarını görmekte gecikmeyecekler. Sorunu doğayla çözüp görünümünüzü sağlıklı hale getirecek doğal yollar da var:
Egzama ve sedefin evde bakımı için tabiat içinde doğanın nimeti olarak özel tasarlanmış şifalı bitkiler, ot ekstrelerinden söz etmek istiyorum sizlere:
Aşırı duyarlı deri, sedef ve alerjilere eğilimli olanlar için harika bir yoldur şifalı çözümler.. (www.herbalisttarkan.com) Bazı bitkilerin yaprakları, uçucu yağların fonksiyonları sedefin önlenmesinde evrensel güçlere sahipler.. Bu otlardaki aktif bileşenler, ciltteki hastalığı asimile edebiliyor ve sorunların ortadan kaldırılmasına yardımcı olabiliyor. Bakımlı görünüme geri dönmenizi sağlıyor. Organizma üzerinde belirgin iyileştirici etkiye sahip bitkiler içinde, bağışıklık sistemini güçlendirici ozellikte olanlar, sedefin nedenlerini ortadan zamanla kaldırıyor.
Vücudun en iyi müttefiklerinden biri olan çöreotu
Sedef, içten uygulanan bitkisel bakımların yanı sıra, sorunlu cilde sürülen doğal kremler de kullanmayı gerektirir. Derideki lezyonları arındırıcı işlemlerle, belirgin bir iyileşme etkisi veren bir araç olarak bu doğal kremleri de ihmal etmemek lazım. Şifalı bitkilerin kullanımı, metabolizmada antioksidan aktiviteler meydana getiriyor. Doğanın bünyesinde barındırdığı iyileştirici görevler, hastalığın etkilerini bertraf etmekte yarar sağlıyor. Tüm cilt katmanlarında, iyileşmek için doğal metabolik süreçleri hızlandırıyor.
Bir önemli faktör ise bağışıklık sisteminin düzgün işleyişini sağlamak. Doğanın şifa bahçesi, bir çok hastalıkla başa çıkmak için çalışıyor. Bu bahçede yetişen otlar, kökler ve bitkiler tamamlayıcı sağlığın adresi.. Sedef hastalığında bu bitki özlerinin gücü tamamlayıcı rol oynuyor. Genellikle dirseklerde, dizlerde, ellerde irili ufaklı yara benzeri belirtiler gösteren bu hastalığın nedeni bilinmiyor. Ancak vücudun bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenden zarar görmesi, ani bir korku, acılı ve üzüntülü bir olayla karşılaşmak ve sinir sistemi rahatsızlıkları gibi nedenlerden birkaçıyla sedef ortaya çıkabiliyor. Sigara ve alkol tüketiminin sedef hastalığını artırdığı biliniyor.
Yoğunlaşmış saf bitki özleri
Meyan kökü, oğulotu ve karabaş otu gibi bitkiler, vücudun en iyi müttefiklerinden biri olan çöre otu sedef hastalığında kullanılan otlardan sadece bir kaçı. İçlerinde bağışıklık sistemine etki eden aktif güçlere sahip olan bir bitki olarak meyan kökünün altını çizmek isterim. Yalnız yüksek tansiyon ve şekeri olanların kullanmaması gereken bir bitki. Bunlarla birlikte saf bitki özleri karışımı da kullanıldığında çok iyi neticeler alınıyor. Saf bitki özlerinde altı çizilen bir başka nokta ise şu: Sedef ve vitiligo'da (derinin beyazlaşması), sadece bitkileri kullanmak yeterli değil. Bu tip rahatsızlıklarda çok daha etkili sonuçlar alabilmek için yoğunlaşmış saf bitki özleri kullanmak gerekmekte. Kişilerin yaşına göre veya başka bir rahatsızlığının olup olmaması durumuna göre bitki özlerinin kullanım dozu değişebiliyor.
Besininiz ilacınız, doğa dostunuz olsun

http://haber-sitem.blogspot.com/

Tuzu azaltın ömrünüze ömür katın http://haber-sitem.blogspot.com/

http://haber-sitem.blogspot.com/
Uzmanlar tuzun yol açacağı zararlardan korunmak için günlük tuz tüketiminin 6 gramı aşmamasını öneriyor.


Tuzun fazlası sadece ödem yapmakla kalmayıp çok ciddi sağlık sorunlarına da yol açıyor. Uzmanlar tuzun yol açacağı zararlardan korunmak için günlük tuz tüketiminin 6 gramı aşmamasını öneriyor.

Tuzun insan bedenindeki sıvıları dengelemek adına çok önemli bir görevi bulunuyor. Diğer yandan vücudun ihtiyaç duyduğundan daha fazla tuz, sayısız sağlık sorununa yol açıyor. Kanımızda litre başına 7 gram tuz olduğunu ve gerekli suyun alındığı durumlarda bile tuz eksikliğinden dolayı vücuttaki su miktarının normalin altına inerek tehlike oluşturduğunu söyleyen Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi Dahiliye Uzmanı Dr. Ergün Koçer, "Yetişkin bir insanın günlük tuz ihtiyacı 6 - 10 gr. arasında değişiyor. Türkler ise geleneksel fırın ekmeği tüketimiyle günde 16 - 20 gr. tuz tüketiyor" diyor.

HASTALIK RİSKİ YÜZDE 25 DÜŞÜYOR

İngiliz Tıp Dergisi'nde yayınlanan yeni bir araştırma, daha az tuz tüketmenin kalpdamar hastalıkları riskini dörtte bir, kalp krizi riskini ise beşte bir oranında azalttığını ortaya koyuyor. Bu çalışmayla, fazla tuz tüketiminin kan basıncını yükseltip, yüksek tansiyon, kalp krizi ve inme riskini artırdığı yönündeki bağlantı bilimsel olarak kanıtlanıyor ve tuzun insan sağlığına verebileceği zararın boyutları ortaya konmuş oluyor.

Günlük beslenmelerinde tuz tüketimini azaltan kişilerin, gelecek 10 -15 yıl içinde kalp-damar hastalıklarına yakalanma olasılıkları yüzde 25 oranında azalıyor. Bu kişilerin bu hastalıklar nedeniyle yaşamlarını yitirme riskleri ise yüzde 20 oranında düşüyor. Londra St George's Hastanesi'nde yapılan yeni bir çalışma, tuz tüketiminin azaltılmasıyla kalp hastalığı, kalp krizi ve inme geçiren insan sayısının gerileyeceğini ortaya koyarak daha önce yapılan çalışmalarda bu yönde bir kanıt bulunmadığına dikkat çekiyor. Günlük tuz tüketim miktarının azaltılmasının, hastalık risklerine karşı etkisine dikkat çeken çalışmayı yürütenler, tüketilen tuzun dörtte üçünün, alınan gıdaların içinde bulunduğunu, günlük 6 gram tuz tüketimi hedefinin ise yediklerine dikkat etmeleri durumunda çoğu insan için ulaşılabilir olduğunu belirtiyor.

Tuz yerine baharat tüketin

Dr. Ergün Koçer, tuz yerine bitki ve baharat tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Özellikle limon ve limon suyu, kaliteli sirkeler, kurutulmuş baharatlı bitkiler lezzet unsurunu artırma ve tuza olan özlemi azaltmaya yardımcı besinler olarak görülüyor. Vücudun sodyum dengesini sağlamakla yükümlü organı olan böbrekler, fazladan alınan sodyumun büyük kısmını kolayca atsa da bu organın eksik çalışması durumunda vücut fazla tuzu atamıyor ve bu durum sodyum birikimi nedeniyle yüz, bacak ve ayaklarda şişlikler meydana getiriyor. Vücutta aşırı sodyum birikmesi sonucu oluşan bu belirtilere tıp dilinde "ödem" adı veriliyor.


http://haber-sitem.blogspot.com/

Prof. Dr. Mehmet Öz'den bel inceltme formülü haber sitem

22 Haziran 2010 Salı

http://haber-sitem.blogspot.com/


Her yolu denediniz ama beliniz hala olması gerektiği gibi ince görünmüyor. o zaman bu haber tam size göre.

Şimdi yapmanız gereken Mehmet Öz'e kulak vermek ve 14 günde belinizi 5 cm inceltecek olan bu harika formülü yapmak.

Yapmanız gereken aşağıdaki bir haftalık diyet ve egzersiz listesini, 14 gün boyunca güzel şekilde uygulamak. Farkı gördüğünüzde siz de oldukca şaşıracaksınız.

İşte Prof. Dr. Mehmet Öz'ün bel incelten mükemmel formülü

1. Gün Cumartesi

1. Yürüyün: Otuz dakika yürümek, size fiziksel başarının ilk dozunu verir. Kendi başınıza ya da köpeğinizle yürüyün (köpeğin koklama zamanlarında bekleme süresi sayılmaz; sadece gerçek yürüme süresi geçerli) veya yemek salonunuzdaki masanın etrafında yürüyün. Her gün 30 dakika yürürseniz, diyetiniz için davranış ve motivasyon temellerini oluşturmuş olursunuz.

2. Esneme hareketleri yapın: Yürüdükten sonra beş dakika esneme egzersizleri yapın. Esnemek; kaslarınızın gevşemesine ve esnekleşmesine yardımcı olurken, aynı zamanda meditasyon etkisiyle dikkatinizi, odaklanmanızı ve zihinsel açlıktan uzak durmanızı sağlar.

3. Buzdolabınızı boşaltın: İyi yiyeceklere yer açmak için, mutfağınızdaki beslenme suçlularından kurtulun. Mutfak dolaplarınızdaki, buzdolabınızdaki, gizli kutularınızdaki ve yiyecek sıkıştırdığınız her yerdeki her gıdanın etiketini okuyun. Eğer malzeme listesinde aşağıdakilerden biri varsa, hemen atın:
Basit şeker: Buna esmer şeker, dekstroz, mısır tatlandırıcı, fruktoz, glukoz, mısır şurubu, bal, sırası değiştirilmiş şeker, maltoz, laktoz, malt şurubu, molas, çiğ şeker ve sükroz da dahil. 

Doymuş yağ: Buna çoğu dört ayaklı hayvan yağı, süt yağı, tereyağı, margarin, domuz yağı ve tropikal yağlar da dahil.
Yapay yağ: Buna kısmen hidrojen katılmış yağlar, hidrojenli sebze yağları, birçok margarin ve yiyecek harçları da dahil.
Yüzde 100 kepekli veya yüzde 100 buğdaylı olmayan bütün unlar: Bunlara zenginleştirilmiş un ve irmik de dahildir; kesinlikle mutfağınızda bulunmamalı.

4. Alışverişe çıkın: Birinci hafta, normalden fazla bir alışveriş listeniz olacak, çünkü haftalık tarifler için gereken malzemelerin yanı sıra temel ihtiyaçlarınızı da alacaksınız.

5. Haftalık yiyeceklerinizi hazırlayın: Sebze ve çorba tercihleriniz.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; somon balığı.

2. Gün Pazar

1.Yürüyün: Otuz dakika.

2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.

3. Partner bulun: Bu işi yalnız yapmak isterseniz, sonunda patlamış mısır dolu bir kaseye saldırma olasılığınız daha yüksek olabilir. İşte bu nedenle diyet yaparken sizinle birlikte olacak bir partner bulmaya çalışın. Bilgilerinizi paylaşın. Akıllı diyet yolculuğuna birlikte çıkın. Partnerinizle her gün 5 dakika konuşun veya e-mail atın. Ona o gün yürüyüş yaptığınızı ve hangi yemekleri yediğinizi veya yiyeceğinizi söyleyin.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam için sebzeli ve tam kepekli pizza yiyin. 

 3. Gün Pazartesi

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. ‘SİZ Egzersiz' programını uygulayın: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin. Güç egzersizi, vücudunuza kas eklemenizi, dolayısıyla metabolizmanızı hızlandırmanızı ve yağ yakmanızı sağlar. Ayrıca, yürürken karın kaslarınızı germeye başlayın; böylece duruşunuzu düzeltir ve giysilerinizi daha iyi taşırsınız. Kalp ritminizi yükselten bir tempoyla başlayın veya yirmi dakikalık başka türde bir kardiyovasküler çalışma yapın.

3. Yazın: Kendinizi yeniden programlamaya yardımcı olabilecek yollardan biri, yediğiniz her şeyi yazmaktır. Bu şekilde, bu size sorumluluk kazandırır; kötü yiyecekler yemek istemezsiniz, çünkü onları yediğinizde eski halinizi hatırlatmasından hoşlanmazsınız. Bu nedenle iki hafta boyunca yediğiniz her şeyi yazın.

4. Alışverişe çıkın: Yakında vereceğiniz kiloların hatırına üç gün yürüyüş yaptıktan sonra, bir kez daha alışverişe gidebilirsiniz. Bu kez, spor mağazasına gideceksiniz; iyi bir çift koşu ayakkabısı almak için. Onları sadece yürüyüş için kullanın. Koşu ayakkabıları hafiftir ve ortopedileri mükemmeldir.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; domatesli, zeytinli ve fasulyeli tavuk yiyebilirsiniz.

4. Gün Salı

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.

3. Gerekli U dönüşlerini yapın: Bu noktada komşunuzun kekine dalış yapmanız veya süper markette yağlı bir şeyler götürmeniz olasılığı pek de düşük değildir. Ama bu sorun değil! Sadece kendinizi toparlayın. Mümkün olan ilk fırsatta, hemen bir U dönüşü yapın. Bir dahaki sefere kendinizi kötü yiyeceklerle dans ederken bulduğunuzda, şu stratejileri deneyin:
Dudak yalamak: Nefes alın, dudaklarınızı yalayın, yutkunun ve yavaşça nefesinizi verin. Serin havanın dudaklarınızda dolaşmasını hissedin. Bu yatıştırıcı hareket (sadece 3 saniye sürer) sakinleşmenize ve dikkatinizi toplamanıza yardımcı olur.
Bel askısı: Dik durun, belden hafifçe öne eğilin ve alt sırtınızı gevşetin. Yere uzanın, dirseklerinizi tutun veya dizlerinizin arkasına dokunun. Asıl önemli olan, sırtınızda ve kalçalarınızda toplanan gerilimi atmaktır. Boynunuzu tamamen gevşetin. Eğer çok gerilirseniz, dizlerinizi hafifçe kırın.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; patates püreli, limonlu ve kaparili tavuk yiyin. 

5. Gün Çarşamba

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. ‘SİZ Egzersiz' programını uygulayın: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin.

3. Doktorunuzu arayın: Unutmayın, bel ölçüsü kontrolü bir takım oyunudur ve doktorunuz en önemli oyunculardan biridir. Doktorunuzu arayın ve bir randevu alın. Onun size çeşitli şekillerde yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz:

Tansiyon, bel ölçüsü ve kalp ritmi gibi önemli bilgilerinizi güncelleyebilirsiniz. İyi ve kötü kolesterol seviyeleriniz için bir temele ihtiyacınız varsa, muayene olmanızda, birkaç kan testi yaptırmanızda ve doktorunuzla yeni planınız hakkında konuşmanızda yarar var.

Bel ölçünüz ve kilonuz sabitlenmişse, tam ölçekli bir muayene, bir düzlüğe ulaştığınızda yararlı olacaktır.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için rehberi izleyin. Akşam yemeği için; badem süslü, kayısılı tavuk ve taze fasulye yiyin.

6. Gün Perşembe

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. Esneme hareketleri yapın: Beş dakika.

3. Biraz hava atın: Başarınızla halk içine girerseniz, bir daha başarısızlığa yönelmeniz zorlaşır. Bir arkadaşınıza kaydettiğiniz ilerlemelerden ve fark ettiğiniz değişikliklerden söz edin.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; fırınlanmış patatesle, hindili dürüm yiyebilirsiniz. 

7. Gün Cuma

1. Yürüyün: Otuz dakika.

2. Egzersiz: Yirmi dakikalık, ağırlık gerektirmeyen egzersiz planını izleyin.

3. Mutfağınızı yeniden doldurun: Biten malzemelerinizi görmek için kilerinizi ve buzdolabınızı kontrol edip, gelecek haftaki tarifler için alışveriş listesi hazırlayın.

4. Kendinize puan verin: Biriyle ilk kez çıkın; nasıl ilerlediğinizi görmek daima güzeldir. Şimdi bel ölçünüzü ve kilonuzu ölçme, dolayısıyla nasıl değişiklikler yaptığınızı görme zamanı. İlk haftanızda, ağırlığınızda bir-iki kiloluk ve bel ölçünüzde iki-iki buçuk santimlik bir azalma gözlemleyebilirsiniz. Hatta giysi bedeniniz bile düşmüş olabilir.

Bunları yiyin: Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırmalar için beslenme rehberini izleyin. Akşam yemeği için; biberiye ve limonlu ızgara alabalık, çipura veya levrek yiyebilirsiniz.

Bunları 1 hafta daha tekrarlayın.

Kahvaltı seçenekleri:

- Yumurta beyazıyla omlet (3 yumurta beyazı ve 1 bütün yumurta), dilimlenmiş karışık sebze
- 2 haşlanmış ya da sahanda pişirilmiş yumurta ve 2 parça yağsız hindi sosisi.
- 1 dilim kızarmış kepekli ekmek ve 1 çay kaşığı fıstık ezmesi ya da 1 çay kaşığı elma püresi, ceviz yağı veya avokado yağı
- Sihirli kahvaltı bombası: 1 muz, 1/3 fincan soya proteini, 1/2 çorba kaşığı keten tohumu yağı, 1/4 fincan dondurulmuş çay üzümü, 1/2 çorba kaşığı elma suyu konsantresi ya da balı blenderde karıştırın.

Öğle seçenekleri:

- Dilimlenmiş salata: 6 adet parçalanmış ceviz, dilimlenmiş sebze ve dilimlenmiş karışık yeşillikle 100 gr. somon, hindi veya tavukgöğsü, sos olarak da balsamik sirke ve zeytinyağı
- Çorba çeşitleri
- 1 dilim kızarmış tam buğday ekmeğinin üzerine sebze burger, dilimlenmiş domates, yeşillik veya ıspanak yaprağı, soğan dilimi

Atıştırma seçenekleri:
- 15 gr. kuruyemişle 1 elma, muz, erik, armut, portakal, karpuz, 2 kivi, 1/2 greyfurt veya sevdiğiniz herhangi bir meyve
- 1/2 fincan tam buğday kraker, 1/4 fincan badem, 1/4 fincan kurutulmuş meyve, kayısı veya üzüm
- 1 fincan dilimlenmiş sebze

Tatlı seçenekleri:
- Tarçınlı elma tatlısı
- 30 gr. bitter çikolata
- Frambuazlı çay üzümlü ve çikolatalı şeftali dilimleri
- Frambuazlı, çikolatalı ve şamfıstıklı kızarmış armut


http://haber-sitem.blogspot.com/

Diş Ağrısına Bitkisel Çözümler nelerdir

http://haber-sitem.blogspot.com/
Geçmişten günümüze, diş ağrısı her yaştan insanı en çok korkutan ağrılardan biri olmuştur. Diş ağrılarını gidermede pek çok bitkisel çözüm bulunmakla birlikte bunlardan en çok tercih edilenleri aşağıya çıkartılmıştır.

Diş Ağrılarını Gideren Doğal Tarifler :

Malzemeler :

- 1 çorba kaşığı ebegümeci
- 1 adet limon
- 1 avuç ada çağı
- 1 avuç papatya
- 1 avuç biberiye
- 1 çay kaşığı karabiber
- 3 çorba kaşığı nane
- 1 çorba kaşığı sarımsak suyu

Kullanımı :

* Kurutulmuş ebegümeci tuzlu su ile ıslatılır. Ağızda çiğnenir.
* Dilimlenmiş limon ile birlikte demlenen ada çayı bir müddet ağızda tutulur. Bu işlem sık sık tekrar edilir.
* Papatya ve biberiye birlikte kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvıya limon tuzu ilave edilir. Hazırlanan bu sıvı ile ağız devamlı çalkalanır.
* Karabiber ve nane havanda dövülerek ezilir. Elenen toz sarımsak suyu sulandırılarak sıvı kıvamına getirilir. Hazırlanan sıvı ile ıslatılan pamuk, ağrıyan çürük dişin üzerine konur.
* Diş ağrılarına acil müdahale için en etkili yöntem karanfil yağıdır. Bir parça pamuga 2-3 damla karanfil yağı damlatın ve dişetinize sürün; Bölgeyi uyuşturmadan önce biraz sızı yapabilr.

İtalya'nın Bologna bölgesinde, diş ağrılarını geçirmek veya hafifletmek için halen ada çayı yaygın olarak kullanılmaktadır.

Tarif : Bir çaydanlığın içine 2 yemek kaşığı taze ya da kurumuş ada çayı yaprağı atıp üzerine 1 fincan kaynar su gezdirin. Demleyin ve süzgeçten geçirin. Çayı özellikle ağrıyan dişinize yakın olacak şekilde azar azar ve ağzınızın içinde tutarak için. Bir kısmını ayırın ve sıcak sıvının içine temiz bir pamuk bastırın. Pamuğu sıkıp ağrıyan bölge üzerine kompres yapın.

Zencefil Kökü ile Diş Ağrılarını Dindirin


Bir miktar zencefil kökünü kızartın veya pişirin. Zencefile sorunlu dişin üzerine gelebilecek bir şekil verin. Elinizden geldiği sürece uzun bir süre sencefili ısırın. Tükürüğünüzün ağrıyan dişinize akmasına izin verin. Genellikle hızlı bir rahatlama hissedilir. Gerek olduğunda işlem tekrarlanabilir.

BOYUN AĞRISINA ENGEL OLMANIN YOLLARI NELERDİR

http://haber-sitem.blogspot.com/
BOYUN AĞRISINA ENGEL OLMANIN YOLLARI

Eğer siz de tüm gün bilgisayar karşısında çalışıyorsanız yaşamınızın bir döneminde boyun ağrısı çekmeniz kaçınılmaz. Bunun için verilere bakmak yeterli.Araştırmalar, Amerikalılar'ın yüzde 50'sinin her yıl boyun ağrısı şikayetiyle hekime başvurduğunu gösteriyor. Neyse ki boyun ağrıları, bu kişilerin sadece yüzde 10'un günlük faaliyetlerini etkiliyor. Günlük hayatta alınabilecek basit önlemlerle boyun ağrılarının oluşmasını önlemek mümkün. İşte uzmanlardan öneriler...

Boyun ağrısı özellikle birçok ofis çalışanının şikayeti. Tüm gün bilgisayar karşısında çalışmak, günlük iş hayatındaki gerginlikler boyun ağrılarının artmasına neden olan etkenlerden. Boyun ağrıları, basit ağrı kesicilerle giderilebildiği gibi gün içinde uygulanan sıcak-soğuk kompresler de işe yarayabilmektedir. Bunun için ağrılı bölgeye 20 dakikalık sürelerle buz torbası veya havluya sarılmış buz parçaları ile kompres yaptıktan sonra ılık bir duş almak veya sıcak su torbası uygulamak yeterli olmaktadır. Bu yöntemler var olan ağrıların giderilmesi için kullanılır. Günlük yaşamda alınabilecek bazı önlemlerle ağrıların önüne geçmek de mümkün.

Boyun ağrısını önlemek için işte size dokuz öneri:

1. Yüzüstü yatmaktan kaçının. Bu pozisyon boynunuza fazladan yük bindirmektedir. Boynunuzun doğal kıvrımını destekleyecek bir yastık seçin.
2. Dişlerinizi sıkmamaya gayret edin. Bu hareket boyun kaslarınızı gerebilir.
3. Olabildiğince faal olun. Düzenli fiziksel aktivite yapan bireylerin tekrar eden boyun ağrısı geliştirme olasılığı çok daha azdır.
4. Zihinsel stres oranını düşürmeye çalışın. Boyun bölgesindeki gerilmeler kas zorlanmalarına neden olabilir. Dahası, olumlu bir yaklaşım takınmak boyun ağrınızla ilgili endişe etmenize veya sinirlerinizi bozmanıza engel olacaktır.
5. Aracınızdaki kafa desteğini ayarlayın. Doğru ayar, başınızı ve boynunuzu daha iyi destekleyecektir.
6. Telefonda konuşurken ahizeyi kafanız ve omzunuz arasında sıkıştırmaktan kaçının. Telefonda çok konuşuyorsanız kafanıza yerleştireceğiniz bir kulaklık-mikrofon tertibatı edinin.
7. Ekran göz hizasına gelecek şekilde çalışma masanızı, koltuğunuzu ve bilgisayarınızı ayarlayın.
8. Masabaşı işiniz varsa sık sık gerinin. Omuzlarınızı yukarı doğru kulak hizasına kadar yükselttikten sonra düşürebildiğiniz kadar düşürün. Bunu beş defa tekrar edin. Kürek kemiklerinizi birleştirin ve beş saniye süreyle öyle durduktan sonra gevşeyin. Yan boyun kaslarınızı esnetmek için oturur pozisyonda sol elinizle koltuğunuzun oturağına tutunarak güvde ve boynunuzu zıt tarafa doğru eğin. Ardından bu hareketi sağ elinizle tekrar edin.
9. Uzun süreler araç kullanıyor veya bilgisayar başında çok zaman geçiriyorsanız sık sık mola verin. Boynunuza fazladan yük bindirmemek için kafanızla omurganızı düz bir çizgi halinde tutmaya gayret edin.

REFLÜ ŞİKAYETLERİ

http://haber-sitem.blogspot.com/


Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel reflü belirtilerini hafifletmek için yapılması gerekenleri anlattı.

Fazla kilolarınızı verin, midenizi tıka basa doldurmayın, dar giysiler giymeyin, yağlı yiyecekler, domates, çikolata ve naneden uzak durun...

Reflüye nasıl bir yaşam tarzı neden olur?

Ne yaşam tarzımızı ne de genlerimizi reflü hastalığına yakalanmak bağlamında sorumlu tutamayız. Mide kapakçığımız bozuk değilse ne yersek yiyelim ya da nasıl yaşarsak yaşayalım reflü hastası olmayız. Sadece karın içi basıncını artıran durumlar mide fıtığı olasılığını da artırarak reflüye zemin hazırlar. Bunun en güzel iki örneği; şişmanlık ve hamilelik. İleri derecede kilolu bir reflü hastasına ciddi kilo verdirerek reflüyü tamamen ortadan kaldırmak mümkün. Tüm hamilelerin üçte ikisinde reflü görülüyor. Burada iyi haber; hamilelik reflüsünün aslında bir hastalık olmadığının ve doğum gerçekleştikten sonra yüzde 95’ten fazla ihtimalle reflünün tamamen geçeceğinin bilinmesi. Bu iki özel durum dışında reflü 7’den 70’e her iki cinste de ortaya çıkabilir. En sık 30’lu ve 40’lı yaşlardakileri etkiliyor. Bazı gıdalar ve birtakım sosyal hayata ait faktörler ise zaten var olan reflüyü daha kötü hale getirebilir.

Başka ne gibi sorunlara yol açıyor reflü?

İleri yaşlarda ortaya çıkan astımın nedeni çoğu kez reflü hastalığı. Bunun nedeni ise reflüsü olan bir kişi gece yattığında farkında olmaksızın ağzına ve oradan da akciğerine gelen çok az miktardaki asit mide kapsamının burada yaptığı hasar. Hava yollarına sürekli kaçan çok az miktarda asit, spazmlara yol açarak öksürük atakları ve hışıltılı solunumla karakterli klasik astım bulgularına yol açabiliyor. Bu hastalar kimi zaman yıllar boyunca yanlış astım tedavileriyle oyalanabiliyor. Dolayısıyla önceden hiçbir akciğer rahatsızlığı bulunmayan birine 30’lu ya da 40’lı yaşlarda astım tanısını koyarken altta yatan nedenin reflü olmadığının mutlaka araştırılması lazım. Çünkü astımı tetikleyen reflü ise böyle bir hasta basit bir cerrahi girişimle tamamen normale döndürülebiliyor.

Reflü ciddi sorunlara neden olur mu?

Yutma borusundaki sürekli tahriş yutma güçlüğü ile sonuçlanabiliyor. Daha ileri olgularda ise yutma borusu kısalabiliyor ve kişi katı gıdaları yutamaz hale gelebiliyor. Burada iyi huylu kanser olmayan daralmalardan söz ediyorum. En korktuğumuz komplikasyon ise, bu sürekli tahriş altında kalan yutma borusu alt ucunda kanser gelişimi. Uzun süreli reflüsü bulunan bir hastada yutma borusu alt ucunda ‘Barrett’ diye adlandırılan özel bir yara gelişmişse işte bu durum kanser habercisi. Burada iyi haber; son 4-5 yıldır Barrett gelişmiş dahi olsa başarılı anti-reflü girişimle bunun geriletilmesi mümkün. Anti-reflü girişimler hastayı reflüsüz kılmanın ötesinde Barrett durumunu da yüzde 40’lara varan oranda iyileştirebiliyorlar. Biz 91 Barrett’li hastaya anti-reflü cerrahi uyguladık ve hiçbirinde kansere dönüşüm gözlenmedi.

Reflü nasıl teşhis edilir?

Bir kere hastanın şikayetleri ve hikayesi çok önemli. Ağzına acı su gelen ve asit baskılayıcıları alınca rahatladığını, tedaviyi kesince şikayetlerin aynen geri geldiğini söyleyen hastalarda tanı daha kolay. Tanıda altın standart endoskopi. Endoskopi ile reflünün varlığını, kimi zaman da nedenini ve varsa mide fıtığının kesin tanısını koyabiliyoruz. Gene endoskopi, özellikle yıllardır reflüsü bulunanlarda yutma borusunun alt ucunda yara oluşmuş insanlarda parça almamızı sağladığı için de çok gerekli bir yöntem. Buradan parça alarak “Barrett” gibi bazı kanser öncesi durumları tespit edebilmek ve gecikmeden anti-reflü cerrahisi uygulayabilmek mümkün. Bazen ikinci aşama reflü testleri yapmak gerekebiliyor.

Nasıl tedavi edilir?

Reflü mekanik bir arıza sonucu gelişmiş bir rahatsızlık olduğundan kesin çözümü laparoskopik anti-reflü ameliyat. Öte yandan reflü hastalarının büyük çoğunluğu sosyal yaşamı düzenleyici bazı önlemler, diyet ve birtakım ilaçlarla şikayetlerini tamamen giderebiliyor. Ancak öneri, diyet ve ilaçlar reflüyü ortadan kaldırmıyor, sadece şikayetleri kontrol ediyor. Bu nedenle ilaç ve önlemlerin yaşam boyu sürdürülmesi gerektiği hastalara dürüstçe söylenmeli. Bunun sıklıkla ihmal edildiğine şahit oluyorum.

Reflüsü olan biri sosyal hayat ve diyetinde nelere dikkat etmeli?

Kola, soda, bira gibi gazlı içecekler içmemek, öğünlerde mideyi tıka basa doldurmamak, özellikle akşam son öğünde fazla yememeyi salık vermek, yemeğin ardından hastanın hemen yatmamasını tembihlemek, dar kemerler ve dar pantolonlar giyilmemesini söylemek, yatağın baş kısmını kısmen (20 cm kadar) yukarı kaldırmak ve kilo verdirmek gibi yöntemler reflü hastasının kısmen rahatlamasına yardımcı oluyor. Üç ana öğün yerine 4-5 ufak öğün yemeli reflü hastası. Birim zamanda mideyi çok doldurmamalı. Mesela makarna yiyecekse ve yanında bir bardak su içecekse bunu yemekten yarım saat sonra ya da önce içmeli. Hafif reflüsü bulunanlarda bu önlemler hastanın rahatlamasını bile sağlayabiliyor. Ayrıca sigaranın da reflü belirtilerini artırabileceğini vurgulayalım. Reflü hastasındaki belirtilerin asıl nedeni, yutma borusu alt ucunun tahrişi olduğu için bu tahrişi artırabilecek limonlu, asitli yiyeceklerden, koyu kahve ve çaydan, domatesli gıdalardan da kaçınmalı hasta. Bu arada çikolata, sarımsak, soğan, nane ve yağlı yiyecekler de reflü sıkıntılarını artırabiliyor. Kilolu olmak da reflüyü artırdığından hastalara mutlaka kilo vermeleri söyleniyor.

İlaçlar ne zaman gerekiyor?

Kullanılan en önemli ilaçlar, proton pompası baskılayıcıları. Bu ilaçlar ile midenin asit üretme yeteneğini yok ederek reflü şikayetlerini büyük ölçüde ortadan kaldırabiliyoruz. Ancak unutulmaması gereken husus bu ilaçların reflünün kendisine mani olmadığının bilinmesi. İlaçlar sadece yukarı kaçan mide içeriğinin asit yani tahriş edici özelliğini azaltabiliyor. Oysa hemen her zaman mekanik nedenlere bağlı olan reflü sürekli devam ediyor. Bu nedenle ilaçlar kesildiğinde reflü şikayetleri tamamen geri geliyor. Sonuç olarak 2-3 aylık yoğun ilaç tedavisinden sonra reflü belirtileri kontrol altına alınamazsa tek tedavi seçeneği cerrahi. Bir de ‘proton pompası baskılayıcıları’ uzun dönem kullanıldıklarında birtakım yan etkilere yol açıyor. Örneğin kalça kemiği kırığı ve bazı enfeksiyonlara yatkınlığı artırıyor.

MEHMET ÖZ DİYET YAPMA SIRLARI NELERDİR

http://haber-sitem.blogspot.com/
r. Öz'ün diyet yapma sırları
Modası geçici diyetleri bir kenara bırakın. Karbonhidrat hesaplamaktan vazgeçin. Ben ve ekibim gerçekten işe yarayan bir beslenme programı geliştirdik. Yaz için kilo vermeye ve bellerini inceltmeye çalışanlara kesin sonuç verecek bir yardımda bulunmak istiyoruz.

Amacımız bel ölçüsünü ideal ölçü olan, kadınlarda 82.5 cm, erkeklerde 89 cm’ye düşürmek ve yemek yemek o kadar serbest ki diyet yaptığınızın asla farkına varmayacaksınız. Daha güzel beslenmeye giden yoldaki ilk adım mutfağınızdakilere bir durum değerlendirmesi yapmak.

Diyetinizde ömür boyu yasaklanması gereken birkaç öğe var

-Kaçınılması gereken ilk içerik genellikle yarı hidrojene yağ kılığına giren hidrojene yağdır.
-Aynı zamanda yiyeceklerimizden şeker ve yüksek fruktozlu mısır şurubunu çıkarmalıyız. Her yıl 28 kiloya yakın yüksek fruktozlu mısır şurubu içiyoruz. Bu da tipik bir Amerikalıya yaklaşık 15 kilo aldırıyor.
-Zenginleştirilmiş un da kaçınmanız gereken içerik. Zenginleştirilmiş kelimesi bütün yararlı maddelerin alınıp yerine çok azının geri konması anlamına geliyor.
-Beyazlatılmış unun içinde bulunduğu beyaz besinler. Buzdolabınızda bulunabilecek beyazlar yalnızca yumurta beyazı, karnabahar ve balık olmalıdır.

Etiketteki içerikleri okuduktan sonra yiyeceğinizde ne kadar doymuş yağ ve şeker olduğuna bakın. Bir porsiyonda dört gramdan daha az doymuş yağ ve şeker içeren yiyecekleri tercih edin.

Çoklu doymamış ve tekli doymamış yağların sizin için iyi olduğunu ve depresyonla mücadele etmeye yardımcı olduklarını unutmayın.

İhtiyacınızı karşılayan bir şey bulamadınız gibi mi geliyor? Doğruca sebze meyve reyonuna gitmeniz ve taze meyve sebze depolamanız gerekiyor. Paketlenmiş ürünler genelde zararlı, yapay içeriklere sahiptirler çünkü raf ömürlerinin daha uzun olması için üretilmişlerdir.

Süpermarket rafları sağlıklı gibi görünen yiyeceklerle doludur... Buna kanmayın. Yediğimiz şekerin yüzde 50’si salata sosları ve alkolsüz içecekler gibi ‘yağsız’ besinlerden geliyor.

Aslında, kadınlar günlük kalorilerinin yarısını salata soslarından alıyorlar! Ben, onlar yerine daha sağlıklı bir alternatif olarak zeytinyağı ve sirkeyi öneriyorum.

Eğer öğleden sonra atıştırmak için tatlı veya tuzlu krizine girdiyseniz, en yakındaki yiyecek satış otomatına paraları kaptırmadan önce iki kere düşünün. Krizimi bastırmak istediğimde her yere taşıdığım acil durum atıştırmalıklarıma güvenirim.

Elma, havuç ve yemişler dikkate almanız gereken atıştırmalıklardır. Bir bardak sebze suyu da isteğinizi azaltacaktır. Muhtemelen aklınıza gelmemiş bir başka atıştırmalık ise nefes tazeleyicilerdir.Nefes tazeleyicileri seviyorum çünkü çoğu zaman beynimizdeki iştah merkezi bize yalnızca ağzımıza bir şey koymamızı söyler, neyi koyacağımızı değil.

Bence bir bardak su, iyi bir uyku veya seks de iştah merkezinizi tatmin edebilir.

Yağla savaşmanın bir diğer yolu ise baharat kullanmak! Yemeğinize kırmızı biber veya tarçın eklemek iştahınızı azaltabilir. Küçük bir tabakla başlamak da %33 daha az yemenize yardımcı olur. Kahvaltı, diyetimizin bir diğer önemli parçası. Her gün kahvaltı yapan kişiler daha zayıftırlar. Metabolizmanızı kahvaltıyla çalıştırın kahvaltıyı atlamayın!

Kahvaltı ve öğle yemeklerinizi otomatikleştirmeyi deneyin.

Bu kadar fazla yağ almamızın sebebi çok fazla seçeneğimiz olmasıdır... Her şeyden birazcık istiyoruz.

Kahvaltı için her gün, aynı şey veya az çeşitlilikteki aynı şeyleri yemelisiniz. Yulaf ezmesi, tam tahıllı gevrekler ve yumurta beyazıyla yapılmış omletler mükemmel seçimlerdir. Sonra aynı şeyi öğlen yemeği için yapın. Hoşunuza gideni bulun ve onu yemeye devam edin. Akşam yemeği geldiğinde ise bol bol çeşitin tadını çıkarın.

İlk olarak, her gün en az yarım saat yürümenizi öneriyorum. Yürümek, diğer bütün egzersizlerin temelidir çünkü dayanma gücünüzü artırarak vücudunuzu sıkı bir antrenmana hazırlar. Günlük 10,000 adım yürümeye kendinizi alıştırmalısınız. İkinci adım ise, haftada 30 dakikalığına ağırlık kaldırarak kaslarınızı çalıştırmak. Bir dambıl, bir şişe süt veya minik çocuğunuzu kaldırabilirsiniz. Ortalama 30 yaş bayanlar dizlerini kırarak 45 defa (ve her on yılda bir 5 defa azaltarak) ortalama 30 yaş erkekler ise dizlerini kırmadan 35 defa yapabilmeliler (ve yine on yıl eklendikçe beşer hareket azaltarak).

Herkes haftada yaklaşık bir saat çok çalışmak için gayet göstermelidir. Ne kadar uzun yaşayacağınızın belirleyicisi, kalbinizi ne kadar iyi çalıştırdığınızdır.

İncinmeleri önlemek için her çalışmadan önce esneyin. Ben yoga yapıyorum ancak siz lisedeki beden eğitimi derslerinizde öğrendiğiniz esneme hareketlerini de uygulayabilirsiniz. Her yerde yapabileceğiniz bir yağ yakma hareketi bulunmakta kıpırdanmak! Her yıl yaktığınız 1 milyon kalorinin çoğu siz onları vermeyi düşünmeden kendiliğinden gider.

Kalorilerin yüzde 30’unun yalnızca 15’i kasıtlı yaptığınız fiziksel aktivitelerle yanar, yani kıpır kıpır olmak gibi eklemelerle de kalori vermeye devam edebilirsiniz.

Sağlıklı yemek tarifleri:

Patates püreli, limonlu tavuk ( 2 porsiyon porsiyon başına 273 kalori)

Malzemeler:
Tavuk malzemeleri:

- 2 parça derisi ve kemikleri alınmış tavuk budu (her biri yaklaşık 100 gr)
- 1 limonun suyu
- 1 çorba kaşığı zeytinyağı
- 2 taze soğan, dövülmüş
- 1 çay kaşığı hardal Tatlı patates malzemeleri;
- 2 tatlı patates fırınlanmış ya da haşlanmış
- 2 çorba kaşığı portakal suyu
- 1/4 fincan kuru üzüm
- 1/2 çay kaşığı tarçın
- Tuz ve taze dövülmüş karabiber ( tercihe bağlı)
Hazırlanışı: Tavuğu hazırlamak için ızgarayı ısıtın ve tavuğu ızgara tavasına yerleştirin. Geri kalan tavuk malzemelerini karıştırıp tavuğun üzerine serpin. Isı kaynağından 10-15 cm uzakta 12 ila 15 dakika süre ile pişirin. Patatesi hazırlamak için, sıcak tatlı patates püresini bir kaseye koyun. Tuz ve biber dışında geri kalan patates malzemelerini ekleyip iyice karıştırın. İstiyorsanız tuz ya da biber ile tatlandırın. Tavuk ile birlikte servis yapın.

İçinde sizin için ne var?

Toplam yağ: 10.9 gr
Doymuş yağ: 2 gr
Sağlıklı yağlar:7.9 gr
Lif : 1.4 gr
Karbonhidrat : 20.6 gr
Şeker :12.7 gr
Protein: 24.7 gr
Sodyum :336 mg
Kalsiyum:39.5 mg
Magnezyum :41 mg
Selenyum: 16.5 mikrogram
Potasyum:494 mg

KALÇA ESTETİĞİ NASIL

www.haber-sitem.blogspot.com


Yaz aylarında iyice yoğunlaşan forma girme çabaları, yoğun bir egzersiz programının yanı sıra kimi zaman estetik müdahaleler de gerektiriyor.

Kalça ve basen bölgesindeki fazlalıklar ve sorunlar özellikle kadınlar açısından gerçekten can sıkıcıdır. Estetik, plastik ve rekons-trüktif cerrahi uzmanı Ulvi Güner, kalça bölgesine yapılan estetik uygulamaları anlatıyor.

İdeal kalça nasıl olmalıdır?

Biçim ve kontur büyük oranda kişinin kemik ve kas yapısına, hacim ve büyüklük ise yağ oranına bağlıdır. Bu yağın dağılımı da kalçanın güzel görünmesinde çok önemlidir. Cilt kalitesi ise diğer önemli unsurdur. İdeal kalça, yağ dağılımı eşit olan, selülitsiz ve yüksekte duran bir yapıda olmalıdır. Kalçanın üst bölümündeki yağ oranı, dağılımı çok önemlidir. Güzel bir kalçada bu bölgedeki yağlar arka kısımda toplanmalı ve buraya yeterli dolgunluğu ve yuvarlaklığı vermelidir. Şayet buradaki yağlar çok üst tarafta toplanmışsa, kalçanın kare şeklinde görünmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bu bölgedeki yağlar, yağ alma tekniği olan liposuction ile alınır, liposuction uygulanan bölge düzeltilir ve arka tarafa yağ enjeksiyonu veya kalça proteziyle dolgunluk verilir.

En çok rastladığınız sorunlar neler?

Bazı hastalarda kalçanın orta bölümünde çukurluk mevcuttur. Buradaki çukurluk o bölgeye yapılan az miktarda yağ dokusu enjeksiyonu ile düzeltilir ve buraya yuvarlak, dolgun bir biçim verilir. Kalçanın alt bölümündeki fazla yağ birikimi kalçaların düşük ve kare şeklinde görünmesine neden olur. Sadece yağlar değil buradaki sarkık deri de bu görünümüne neden olur. Tedavide ise sadece yağlanma problemi varsa liposuction, deri problemi varsa ataçlamayle dikleştirme eklenmelidir. Yapılan uygulama hastaya göre değişir. Yapılan uygulama hastaya göre değişir. Bel, popo ve kalça anatomisi bir bütün olarak değerlendirilir.

Yağ enjeksiyonu nasıl yapılır?

Büyütme ve dolgunlaştırma için en iyi yöntem fazla olan yerlerden yağların liposuction ile alınarak eksik ve boş alanlara doldurulmasıdır. Micro yağ grefiti tekiği denilen bu yöntemde özel bir işlemden geçirildikten sonra eksik olan yerlere enjekte edilir. Bu durumda hastanın kendi yağ dokusu kullanılması da uygulamanın artıları arasında gösterilir.

"Büyütme ve dolgunlaştırma işlemleri için kullandığımız en iyi yöntem vücutta yağ fazlalığı olan bölgelerden liposuction ile alınan yağların eksik ve boş alanlara doldurulmasıdır. Hastanın kendi yag dokusu kullanılması da uygulamanın artılarındandır."

Diğer Teknikler

Liposuction

Gereğinden fazla büyük olan kalçalar liposuction yöntemi ile küçültülerek biçimlendirilir. Kare biçiminde, genellikle basenlerdeki ve kalçanın üst kısımlarındaki yağların alınmasıyla kalçalar hem küçültülür hem de yuvarlak, dolgun biçimli kalçalar yapılmış olur. Ameliyattan hemen sonra şişlikler nedeniyle kalça hemen düzelmiş görünmez, ancak şişlikler inince şekil belirmeye başlar. 3-4 hafta özel bir korse giyilmesi gerekir.

Ataçla Dikleştirme

Gençlerde, sarkık ve düşük görünümlü kalçalar ülkemizde çok sık karşılaştığım şikayetlerden. Bununla birlikte zamana bağlı olarak dokuların azalması ve gevşemesiyle de düşüklük ortaya çıkıyor. Bu tip kalçaları dikleştirmek için son yıllarda ataçlama yöntemini kullanıyorum.

Kalça Dikleştirme ve Biçimlendirme

Bu yöntemde, kalçada dikleşme ve biçimlenme birlikte sağlanır: Çünkü kalçanın içinden sonradan hissedilmeyecek bir ataç çepeçevre geçer. Bu uygulama sayesinde kalçayı yukan doğru kaldırırken genişliğini daraltmak da mümkün olabiliyor.

- Kalçalarınızı Papatya ile Eritin (Suna Dumankaya)
- Kalça Egzersizleri
- Kalça ve Basen Diyeti

 
 
 
 
Copyright © Haber sitem